KAZETE: İBB’de 20 bin çalışan var ama çocuklar için kreş yok

Tüm Bel-Sen İzmir 1 Nolu Şube yöneticisi Buse Engin, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin binlerce çalışanı olmasına karşın emzirme odası ve kreş taleplerine olumlu bakmadığını söyledi.

4807 sayılı iş kanununa göre 100-150 kadın işçi çalıştırılan iş yerlerinde emzirme odası, 150 ve üstü kadın çalışanın olduğu yerlerde de kreş açmak zorunlu. Ancak iş yerlerinin büyük bölümü bu yasayı uygulamayarak daha az sayıda kadın çalışan istihdam edip, bu yükümlülükten kurtulmak veya ayda bin 301 TL para cezasını ödeyerek kreş açmamayı tercih ediyor.

 

Kadınları iş hayatından uzaklaştıran ve çocuk bakımını tamamen kadının omuzlarına yükleyen düzenleme ve anlayışa karşı kreş ve emzirme odası talebini ısrarla dile getiren kamu emekçileri Sendikaları Konfederayonu, (KESK)’e bağlı Tüm Bel-Sen’in İzmir 1 Nolu Şube yöneticisi Buse Engin Kazete’ye özel açıklamada bulundu. Geçtiğimiz aylarda belediye binası önünde bedenleri ile ‘kreş’ yazan belediye emekçilerinin taleplerindeki ısrarı ve emzirme odası ile kreş ihtiyacını konuştuk.

Sığınma odasında çocuk emziriyorlar

KESK’e bağlı Tüm Bel-Sen İzmir 1 Nolu Şube yöneticisi Buse Engin, ESHOT’da çalışıyor. Engin, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin binlerce çalışanı olmasına rağmen ne emzirme odası ne de kreş taleplerine olumlu baktığını ifade etti. ‘Benim işyerimde çocuk bakım odası, emzirme odası gibi çalışanların ve kadınların ihtiyacı olan yerimiz yok. Talepte bulunuyoruz ancak, geçiştiriliyor. Bir sığınma odası var, ihtiyacı olanlar onu kullanabiliyor o da ihtiyacı karşılamıyor ne yazık ki çünkü bunun için uygun bir yer değil.  Emzirme odası, kreş bir hak ve bunun hak olduğu kavranmış durumda değil. Eşrefpaşa Hastanesi’nde bir kreş yoktu ama bir çocuk oyun odası vardı, onu bile kaldırdılar. İhtiyaç olarak görmediler ne yazık ki.

Mücadele ile emzirme odası kazandılar

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde 2013 yılından bu yana emzirme odası ve kreş taleplerinin olduğunu, yetkili sendikayken önemli sözleşme maddelerinden biri olarak toplu sözleşme masasına oturduklarını ancak, belediyenin bu talebe olumsuz yaklaştığını ifade etti. Belediyenin ana binasında büyük mücadeleler sonucu emzirme odası açtırdıklarını ancak belediyenin diğer binalarında henüz emzirme odası oluşturulmasını sağlayamadıklarını ifade etti.

Altı aylık fiili mücadele sonucunda emzirme odası talebimizi işverene kabul ettirdik. Kadın arkadaşlarımız sütlerini sağmaları gerektiğinde uygun olmayan yerleri ya da tuvaletleri kullanmak zorunda kalıyordu. Kadınlar için büyük sorunlara yol açıyordu. İlkel bir durum, aslında sadece çalışanların değil, kuruma gelen konukların da ihtiyaç duyduğu bir alan talebiydi.  Israrlarımızla yaklaşık bir buçuk yıl önce Büyükşehirin ana binasında emzirme odası açtırdık. Diğer hizmet binalarında ve yeni yapılan binalarda da bu talebimizin ısrarcısıyız. Kadınların hijyen ortamının sağlandığı,  sağılan sütün saklanabileceği buz dolaplarının olduğu emzirme odalarının, büyükşehir belediyesi gibi iki bine yakın kamu emekçisi olan kadın çalışanının olduğu bir kurumda olması gerekiyor. AVM’lerde, restoranlarda, benzin istasyonlarında dahi çocuklar için emzirme odası, üstünü değiştirme odaları yapılıyor ancak ne yazık ki binlerce işçinin çalıştığı kamuda bu ihtiyaç görmezden geliniyor.

‘Değerli olduğumuzu hissettirir’  

İzmir gibi bir şehirde belediyenin projelerinin reklamları her yerde yapılırken kendi çalışanlarının kreş, emzirme odası talebi öncelik sırasında geriye bırakılmış olması çok büyük bir kayıp. İhtiyacı olan kişilerin, değerli olduğunu hissettirecek çocuğu olan ailelerin büyük bir sorunu çözecek bu çalışma yapılmalıdır. Okullar tatil olduğunda, bakıcısı ile ilgili problem olduğunda veya bırakabileceği yer olmadığında çalışanlar çocuklarını işyerine getirmek zorunda kalıyor. Maalesef bu da çalışma ortamını bozarken, çocuğu da zor durumda bırakıyor. Belediyenin maddi imkanları buna uygunken, yüzünü Avrupa’ya döndüğünü üstüne basa basa söylerken çalışanlarının bu taleplerini geri planda bırakması çok da anlaşılabilir değil. Biz bu konudaki talebimizi yaratıcı şekilde göstermeye devam edeceğiz.

‘Kreş talebimizden vazgeçmiyoruz’

Sendikanın diğer yönetim kurulu üyelerinden Çağdaş Yazıcı, kreş talepleri işveren tarafından karşılanmasa da baki olduğunu ifade etti.

KESK’in 2010 yılında ‘Çocuklar kreşe, ebeveynler işe’ adıyla başlattığı kampanyayı hatırlatan Yazıcı, “Sendika olarak kadın erkek fark etmeksizin kreşin bir hak olduğunu düşünüyoruz.  Bugün kamuda yeni kreşler açılmadığı gibi var olan kreşler de kar zarar anlayışı ile kapatılıyor. En yakın örneği Ege Üniversitesi’nin çok güzel çalışan ve çalışanlara büyük kolaylık sağlayan kreşi vardı. Ancak bir süre önce bahsettiğim gerekçeler ile kapatıldı. Kamuda ulaşılabilir, ücretsiz bir anlayışla kreşlerin açılması gerekirken tam aksine var olanlar ya piyasa fiyatlarıyla yarıştırılıyor ya da tamamen kapatılıyor” diye konuştu.

20 bin çalışan var ama kreş yok

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 20 binin üzerinde çalışanı olduğunu buna rağmen sadece İZELMAN’a ait sayılı kreş binaları dışında kreşin olmadığını belirten sendika yöneticisi, “Çalışanlar olarak İZELMAN’a çocuğunuzu gönderebilmeniz için sıraya girmeniz gerekiyor. Kısıtlı imkanlar mevcut ihtiyacı karşılamıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi,  kamuoyuna kendisini sosyal bir belediye olarak tarif ediyor ancak, bu gibi sosyal taleplerin çok uzağında.  Biz belediye birimlerinde emek harcayan çalışanlar olarak kreş ve emzirme odası talebimizi güncel tutuyoruz ve elde edene kadar da talebimizden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Yasadaki mevcut tanımın çocukla ilgili sorumluluğu kadına yüklediğini ancak sendika olarak bunu yanlış bulduklarını anlatan Çağdaş Yazıcı, işyerlerinde kreş olması halinde bu durumun değişebileceğini ifade etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mali gücünün kreş talebini karşılamaya uygun olduğunu belirten sendikacı sözlerini şöyle tamamladı. “Biz işverene taleplerimizi ilettiğimizde ilk üç sırada kreş, yemek ve ulaşım hakkı vardı. Bu talepler sadece maddi talepler olarak değerlendirilemeyecek, sosyal taleplerdir.  Kreş talebi özellikle kadınları eve ve çocuk bakımına hapsolmaktan kurtaracak ve ekonomik özgürlüğünü kazanmasına olanak sağlayacak bir taleptir. İzmir’de de kreş talebi karşılanabilir. İzmir Büyükşehir Belediyesi mali yapısı güçlü bir belediyedir, çalışanların kreş talebini karşılayabilecek ve bunun sonuçlarını gerek çalışanlarından gerekse kamuoyundan olumlu olarak dönüş alacaktır. Büyükşehir sosyal yaşam kampusu gibi bir tesis yaptı ve çok olumlu dönüşler aldı, aynı şeyi çalışanlarının kreş ihtiyacı için de yapacak alt yapıya sahiptir, yeter ki istesin. İlçe belediyelerinin ekonomik imkanları bu talebi karşılamak için yeterli olmayabilir ancak, büyükşehir belediyesi bu konuda en çok imkana sahiptir ve bu nedenle talep edilen bir kurumdur. Kreş talebi özellikle kadınların iş hayatından elenmesinin önüne geçen, çocuğun sorumluluğunu kadının üzerinden alıp ebeveynlerin ikisine de eşit paylaştıran bir talep. Kadının evinden çıkıp çalışabilmesi, işine ara vermeden devam edebilmesi sınıfsal bir talep ve bunun takipçisiyiz. Bu sadece işyerlerinde değil mahallelerde de olmalı. İş gücüne katılımın sağlanması için 0-6 yaş çocukların kreşle buluşması lazım. Bu çocuklar ülkenin çocukları ve daha iyi bir toplum için eğitimin küçük yaşlarda verilmesi çok önemli bir konu. Biz bu konuyu çok önemsiyoruz ve işyerlerimizde de talebimizin takipçisi olmaya devam edeceğiz.” (KAZETE-ÖZEL)

Kaynak: http://kazete.com.tr/haber/ibbde-20-bin-calisan-var-ama-cocuklar-icin-kres-yok_53464